CHP bugün depreşen bir gündemle İstanbul’daki kurultayını topladı. Toplantıda, belediyeler ve parti içerisinde son dönemde konuşulan yolsuzluk iddialarının gölgesinde yapılan tartışmalar sürerken, Genel Başkanlık ve yönetim yapısına ilişkin geçmişten günümüze akan bazı kararlar gözler önüne serildi.

İNÖNÜ, 11 KASIM 1938’DE TEK ADAYLI SEÇİMLE CUMHURBAŞKANI OLMUŞTU. Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün ardından TBMM’de gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, 399 milletvekilinden 348’inin katılımıyla İsmet İnönü tek adaylı seçimde Cumhurbaşkanı seçildi. Bu süreç sonrası CHP’nin yeni genel başkanlığı ve devlet başkanlığı görevlerinin İnönü üzerinde birleşmesi kararlaştırıldı.
İNÖNÜ, DEĞİŞMEZ GENEL BAŞKAN OLARAK BELİRLENDİ CHP’de, İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminin ardından parti içinde yeni genel başkanın belirlenmesi amacıyla olağanüstü kurultayın toplanmasına karar verildi. Dönemin adı, Öz Türkçe arayışlarıyla birlikte “genyönkurulu” tarafından kullanılan ifade ile “CHP Birinci Üsnomal Büyük Kurultayı” olarak belirlenmişti. Ankara Halkevi’nde 26 Aralık 1938’de toplanan kurultayda alınan kararlar, İnönü’nün hem devlet başkanı hem de CHP Genel Başkanı olarak görev yapmasını ve Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetinin “Değişmez Genel Başkan” olarak korunmasını öngörüyordu. Bu kararlar, günümüz CHP tüzüğünün ikinci maddesinde de yer alan “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu, ilk Genel Başkanı ve Değişmez Önderi Mustafa Kemal Atatürk’tür.” ifadesiyle pekiştirildi.

VEFAT, HASTALIK VE İSTİFA DIŞINDA DEĞİŞMEYECEK YAPISAL DURUŞ Kurultayda yapılan tüzük değişikliğiyle, Genel Başkanın ancak üç durumda değişebileceği belirtilmişti: vefat, görevini sürdüremeyecek hastalık ve istifa. Böylece İnönü, yalnızca devlet başkanı olarak değil, tek partili dönemin siyasi iktidarının da değişmez lideri olarak kabul edildi. Aynı kurultayda Başbakan Celal Bayar Genel Başkan Yardımcısı, İçişleri Bakanı Refik Saydam ise Genel Sekreter olarak atandı.
İNÖNÜ’NÜN UNVANLARI VE HİTAP YOLLARI
İnönü için “Milli Şef” unvanı tüzüğe girmiş olsa da, delegelerin hitap şekillerinde ve basın-yayın organlarındaki ifadelerde çeşitli adlandırmalar kullanıldı. “Değişmez Başkan, Hakan, Şef, Milli Başkan, Devlet Şefi, Büyük Başkan, İkinci Atatürk, Yüce Başkan, Daimi Milli Şef, Yüce Başbuğ, Sürekli Başkan” gibi ifadeler bu dönemin arayışını yansıtıyordu. Avrupa’daki şef sistemlerine özenme etkisiyle bu tür tanımlamalar çoğunlukla görüldü. – Doç. Dr. Hakan Uzun tarafından yapılan çalışmada bu dönem değerlendirilmektedir.
1
Solana Piyasasında FUD ve Pozisyon Dinamikleri: Fiyat Düşüşleri ve Riskler
161 kez okundu
2
CHP’li Rızvanoğlu’ndan su krizi açıklaması: ‘Melen çürütülüyor, Sazlıdere feda ediliyor’
106 kez okundu
3
Sinopsor, Orduspor 1967 karşısında sahadan 2-0 mağlup ayrıldı: Detaylar ve hakem notları
91 kez okundu
4
Özel’den Emniyet’in Atatürk’süz paylaşımına sert tepki: ‘Fotoğraftan Atatürk’ü silenleri millet kalbinden silmiştir’
85 kez okundu
5
TESK Başkanı Palandöken: ‘Hurda araç yasası bir an evvel gündeme gelmeli’
82 kez okundu